
Erkan'a
Henüz 7 aylıksın. İçten bir merakın ışıltısı var gözlerinde. Yalnızca tanımak, yalnızca anlamak, yalnızca keşfetmek için bakarsın dünyaya.İnsanların onayını almak, beğenilip takdir edilmek için çabalamazsın. Reddedilmekle, beğenilmemekle, küçük görülmekle sarsılmaz iç dünyan. Nasıl sarsılabilir ki? Başkalarının bakış açısı merkeze alınarak bozulup yeni baştan kurulmadı ki daha o.
Önüne arkasına ekler getirilmez adının. Mühürlü kağıtların yoktur duvarlara asıp da hava atabileceğin. Bankalarda hesabın, cebinde paran yoktur. Ve sen yine de öne eğmezsin başını. Yokluğun ezikliğini duymazsın hiç. Kendini küçük görmezsin.
Dış görünüşüne önem vermezsin. İnsanların huzuruna yine aynı giysilerinle çıktığında utanç hissine kapılmazsın. Aynaya bakıp kendini yargılamak aklından bile geçmez. Güzelmişsin, çirkinmişsin ne gam... Hayatı keşfe çıkmışsın sen, yargılamak senin işin değil ki.
Burnunu sıktığın adamın kim olduğu seni ilgilendirmiyor. Ünlü bir liderin ya da yoksul bir köylünün kucağında olmakla ne yüceldiğini düşünürsün, ne de alçaldığını. Statü kavramı hiçbir anlam ifade etmez senin için. Kendini değerli görmek için prestij, zenginlik, makam, şöhret, güzellik, bilgi gibi değer ölçülerine gereksinim duymazsın. Başkalarına kendini kanıtlamak gibi bir kaygın yok ki.
Görkemli bir ağaca dönüşebilecek çekirdeksin. Bıraksalar, tazecik bir fidanken budamasalar, sağlıklı bir şekilde büyüyüp gelişecek, potansiyelini gerçekleştireceksin. Ama korkarım bu olmayacak, olamayacak. Seni kendi özünden koparıp dar kalıplara hapsedecek, toplumsal normlara uyduracaklar. Sen de ‘norm’alleşeceksin. Ve her normal insan gibi sen de statü peşinde koşmaya başlayacaksın. Diğer insanlara kıyasla kendini aşağı veya üstün görmeyi öğreneceksin.
Belki de yıllar sonra bir gün, yine bir Amerikan başkanıyla karşılaşırsan eğer, statünün gerektirdiği rolle hareket edeceksin artık. İhtimal ki kalp atışların hızlanacak ve sen öyle önemli bir kişinin karşısında bulunmuş olmakla değerinin arttığını düşünüp bununla gurur duyacaksın.